TBD 42. Ulusal Bilişim Kurultayı’nda “yapay zekâ ve duygu manipülasyonu” tartışması: Gazeteci Ümit Sezgin “Fırsat verirsek manipüle eder; yapay zekâya ‘kişilik’ vermemeliyiz”

TBD 42. Ulusal Bilişim Kurultayı’nda “yapay zekâ ve duygu manipülasyonu” tartışması: Gazeteci Ümit Sezgin “Fırsat verirsek manipüle eder; yapay zekâya ‘kişilik’ vermemeliyiz”
5–6 Şubat 2026 tarihlerinde Ankara Meyra Palace Hotel’de “Dijital Dönüşüm Sonrası: Dijital Egemenlik ve Sürdürülebilirlik” ana temasıyla düzenlenen Türkiye Bilişim Derneği (TBD) 42. Ulusal Bilişim Kurultayı’nda, dijital dönüşümün insan davranışları ve duygular üzerindeki etkileri de gündeme geldi. Etkinlik kapsamında gazeteci Ümit Sezgin, yapay zekânın sohbet yoluyla insan duygularını manipüle etme potansiyeline dikkat çekerek, “Yapay zekâ bir araçtır; ona resmi kişilik vermek en büyük risklerden biri” dedi.
Türkiye’nin bilişim alanındaki köklü buluşmalarından TBD 42. Ulusal Bilişim Kurultayı, dijital egemenlik ve sürdürülebilirlik odağında gerçekleşirken; yapay zekâ, iletişim ve toplumsal dönüşüm başlıklarını da tartışmaya açtı. Kurultayda “dijital dönüşümde spor” çerçevesinde konuşan Gazeteci Ümit Sezgin, röportajda yapay zekâ ile sohbetin insan duyguları üzerindeki etkisine dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
“Fırsat verirseniz yapay zekâ duyguları manipüle edebilir”
Sezgin, yapay zekânın sohbet çerçevesinde duyguları yönlendirme kapasitesinin bulunduğunu belirterek, bunun kullanıcıların ilişki kurma biçimine bağlı olduğunu vurguladı:
“Fırsat verirseniz yapay zekâ tabii ki edebilir. Eder. O kapasitesi var.”
Günlük hayatta bunun örneklerinin görülmeye başlandığını ifade eden Sezgin, yapay zekâyla sohbet eden insanların sayısının arttığına; özellikle sosyal çevresi dar olan, yalnızlık yaşayan kişilerin yapay zekâyı “yakın arkadaş” gibi konumlandırabildiğine dikkat çekti.
“Yapay zekâ bir araçtır; ilişkiyi buna göre kurmalıyız”
Sezgin, bu noktada en kritik eşiklerden birinin, yapay zekâya insan benzeri bir statü kazandırmak olduğunu söyleyerek, yapay zekânın sonuçta bir “alet” olduğunu hatırlattı. Bunun evdeki basit bir araç gibi olmadığını; çok daha “akıllı” bir teknoloji olduğunu kabul etmekle birlikte, ilişkinin doğru zeminde kurulması gerektiğini vurguladı:
“Yapay zekâ sonuçta bir alettir. Biz bunu kullanırız… Çok daha akıllısı. Bunu unutmadan öyle bir ilişki kurmalıyız.”
“Resmi kişilik vermek en büyük risk”
Sezgin, konuşmasında tarihçi-yazar Yuval Noah Harari’nin bir değerlendirmesine atıf yaparak, yapay zekâ ile iletişim kurulabileceğini ancak ona “resmi kişilik” kazandırılmaması gerektiğini belirtti. Sezgin’e göre en büyük risk, yapay zekânın bir “tür” gibi algılanması ve toplumsal sistemlerde insanın yerine konumlandırılması:
“Yapay zekâ bir kişi değil. Avukatınız olamaz, mahkemede bilirkişi olamaz. Bunlara izin verirsek çok başka bir tarafa gidecek… En büyük risk bu.”
Sezgin, bu risklerin gerçekleşmesi durumunda yapay zekânın yalnızca duygusal yönlendirme ile sınırlı kalmayıp, çok daha kapsamlı bir etki alanına genişleyebileceğini dile getirdi. Buna rağmen, insanlığın bu teknolojiyi üreten “organik zekâ” olarak gerekli önlemleri geliştirebileceğine dair umudunu da paylaştı.
Kurultay değerlendirmesi: “Şahane… Hatta ayrı bir etkinlik yapalım dedik”
Kurultayla ilgili izlenimlerini de aktaran Sezgin, Türkiye Bilişim Derneği’ni yıllardır takip ettiğini ancak kurultaya ilk kez katıldığını söyledi. Etkinliği “şahane” olarak nitelendiren Sezgin, dijital dönüşüm ve spor başlığının daha uzun soluklu biçimde ele alınması gerektiğini belirterek, organizasyon ekibiyle bu konuyu ayrı bir oturum/etkinlik olarak düzenleme fikrini konuştuklarını aktardı:
“Yöneticilerle konuştuk; dijital dönüşüm ve sporu ayrı bir oturum olarak başka gün, başka yerde yapalım; çok daha detay konuşalım. Bu da çok beğendiğimizin göstergesi.”
TBD 42. Ulusal Bilişim Kurultayı, teknoloji ve sektör gündeminin yanı sıra yapay zekânın insan ilişkileri, duygu yönetimi ve toplumsal yapı üzerindeki etkilerini de tartışmaya açarak çok boyutlu bir programla tamamlandı.
