Yücel Koçak: “Dijital egemenlik için kendi teknolojimizi üretmeli ve ihraç etmeliyiz”

Yücel Koçak: “Dijital egemenlik için kendi teknolojimizi üretmeli ve ihraç etmeliyiz”
5-6 Şubat 2026 tarihlerinde, “Dijital Dönüşüm Sonrası: Dijital Egemenlik ve Sürdürülebilirlik” ana temasıyla Ankara Meyra Palace Hotel’de gerçekleştirilen TBD 42. Ulusal Bilişim Kurultayı, kamu, özel sektör, akademi ve teknoloji dünyasının farklı paydaşlarını bir araya getirdi. Etkinlik kapsamında, Ankara Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Yücel Koçak ile şirketin çalışmaları, kurultayın katkıları ve dijital egemenliğin önemi üzerine bir röportaj gerçekleştirildi.
Yaklaşık 30 yıldır Hacettepe Üniversitesi Teknokent’te faaliyet gösterdiklerini belirten Yücel Koçak, Ankara Bilgi Teknolojileri olarak yerli ve ülkeye fayda sağlayacak çözümler üretmeye odaklandıklarını ifade etti. Uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak kamu kurumlarına yönelik yazılım ve bilişim çözümleri geliştirdiklerini söyleyen Koçak, son dönemde faaliyet alanlarını uluslararası ölçekte büyüttüklerini belirtti. İngiltere ve Amerika’da kurdukları yeni şirketlerle birlikte, Avrupa ve Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalarda da çözümlerini hayata geçirdiklerini dile getirdi.
Şirketin geliştirdiği çözümlere ilişkin bilgi veren Koçak, kamu kurumlarının ihtiyaçlarına özel yazılım projeleri yürüttüklerini söyledi. Bunun yanında sürdürülebilirlik, çevre yönetimi ve karbon ayak izi gibi alanlarda da yeni nesil yazılımlar geliştirdiklerini aktardı. Özellikle kamu kurumları, özel sektör kuruluşları ve sanayi tesisleri için karbon ayak izi hesaplama ve raporlama sistemleri geliştirdiklerini belirten Koçak, bu süreçlerin uluslararası standartlara uygun biçimde yürütüldüğünü ifade etti.
Koçak, kamu tarafında ise Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı için hava emisyon yönetim portalı gibi önemli projeler geliştirdiklerini söyledi. Türkiye genelindeki hava kalitesinin hesaplandığı ve yapay zekâ ile modellendiği bu uygulamanın dikkat çekici örneklerden biri olduğunu vurguladı. Ayrıca SGK, Orman Genel Müdürlüğü ve Sayıştay Başkanlığı gibi çeşitli kamu kurumları için de özel yazılım çözümleri ürettiklerini belirtti.
TBD 42. Ulusal Bilişim Kurultayı’nı da değerlendiren Yücel Koçak, etkinlikteki katılımın son derece güçlü olduğunu ifade etti. Kurultayın yalnızca bilişim profesyonellerini değil, aynı zamanda kamu temsilcilerini, özel sektör çalışanlarını, akademisyenleri ve öğrenmek amacıyla etkinliğe katılan gençleri de bir araya getirdiğini söyledi. Bu geniş katılımın hem bilgi paylaşımını artırdığını hem de farklı alanlardan insanların birbirlerinden öğrenmesine imkân sağladığını belirtti.
Koçak, birçok organizasyonda emek verilmesine rağmen çıktılarının yeterince değerlendirilemediğini, ancak TBD 42. Ulusal Bilişim Kurultayı’nda bunun tersine oldukça verimli bir yapı oluştuğunu ifade etti. Çalıştaylar, konferanslar ve çok yönlü oturumlarla etkinliğin güçlü bir bilgi üretim alanına dönüştüğünü söyleyen Koçak, bu tür kurultayların devamlılık kazanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.
Türkiye Bilişim Derneği’nin köklü yapısına da dikkat çeken Koçak, derneğin yıllardır birçok sivil toplum kuruluşuna destek sunan ve sektör için bir çatı kuruluş niteliği taşıyan önemli bir yapı olduğunu belirtti. Kurultayın bu kadar geniş katılımla gerçekleşmesinde TBD’nin yıllara dayanan güvenilirliğinin ve birleştirici rolünün etkili olduğunu ifade etti.
Röportajın sonunda dijital egemenlik kavramına da değinen Koçak, çağın artık tamamen dijital bir çağ olduğunu ve gelecekte bu durumun daha da belirgin hale geleceğini söyledi. Kendi teknolojisini üreten, bilgisini koruyan ve bu çözümleri ihraç edebilen ülkelerin gerçek anlamda bağımsız olabileceğini vurgulayan Koçak, aksi durumda dışa bağımlılığın kaçınılmaz hale geleceğini belirtti. Dijital egemenliği, savunma sanayisindeki bağımsızlık anlayışına benzeten Koçak, teknokentler, Ar-Ge merkezleri ve üretim merkezleriyle birlikte bu alanda güçlü bir ekosistem oluşturulması gerektiğini ifade etti.
TBD 42. Ulusal Bilişim Kurultayı, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve dijital egemenlik başlıklarını çok boyutlu biçimde tartışmaya açarken, Yücel Koçak’ın değerlendirmeleri de Türkiye’nin kendi teknolojisini üreten, geliştiren ve dünyaya sunan bir yapıya kavuşmasının stratejik önemini bir kez daha ortaya koydu.
